İoanna Kuçuradi’den Öğrenmek

2001 yılında üniversiteye başladığımda İoanna Kuçuradi bölüm başkanımızdı. Son sınıftaki İnsan Hakları dersini o verirdi. 4. Sınıfa geçtiğimiz yıl yaş haddinden emekli olduğu için doğrudan öğrencisi olamasam da Hacettepe Felsefe demek İoanna Kuçuradi’nin aklının ışığı demekti. Düşün dünyamı, dünya görüşümü en çok etkileyen kişilerden biri oldu.
Birkaç yıl önce sosyal medyada ilk kez bir videosuna rastladığımda çok şaşırmıştım. Sesinin onun felsefesi ışığında eğitim alan bizim gibi insanlar dışındaki insanlara ulaşmasına çok da sevinmiştim. Ne zaman onunla ilgili bir paylaşım görsem kendi kendime gönenmeye başlamıştım.
Üniversitedeki eğitimim boyunca etik, değer felsefesi, insan hakları, özgürlük, insan ve olanakları kavramları adeta iliklerime kadar işledi. Hemen her şeyi “tekliğinde olay”, hemen herkesi “tekliğinde kişi” olarak görmeye başladım. Bu bakış iş hayatımı da çok etkiledi.
Kuçuradi, yaşadığı sürece, eğitim programlarının ana amaçlarından birinin etik özgürlüğü öğretmek olması gerektiğini ve eğitim programlarının içeriği ile eğitim metotlarını bu amaca göre belirlemenin önemini vurguladı. O, etik özgürlük bağlamındaki özgür insanı şöyle tanımlar: “Özgür kişi, her gün yaşarken, yapabildiği kadar çok doğru değerlendirmelere dayanarak ve insanın değerleriyle değerlerin bilgisini de hesaba katarak eylemde bulunan kişidir.”
21 yıllık iş hayatım süresince ne zaman bir değerlendirmede bulunmam, ne zaman bir karar vermem gerekse “özgür” bir kişi olarak hem insanın değerini hem de değerlerin bilgisini hesaba katmaya özen gösterdim. Seçimlerimin insanları şaşırttığı durumlar oldu. “Çok saf”, “enayi”, “tuhaf” bulunduğum pek çok yaşantım oldu.
Hatta etik olmayan bir konuda ısrarlarına göğüs gerdiğim birisi bir keresinde bana şöyle söyledi: “Bugüne kadar ikna edemediğim tek kişi sen oldun. Benim iki tane kızım var, seni ikna etmek için konuştuğum kadar kızlarımla konuşmamışımdır. Sektörün geleceğini sen mi kurtaracaksın?” “Konu sektörün geleceği değil ki” dedim, “ben dünyanın geleceğini önemsiyorum.” Çünkü, Kuçuradi hocamın Kant’tan sık alıntıladığı “her seferinde öyle eyle ki, eyleminin ilkesi aynı zamanda genel bir yasa olabilsin” sözü kulağımdan hiç eksik olmadı.
Bu yazıda, anısına bir saygı duruşu olarak, verdiğiniz gündelik kararlarda onun felsefesinden yararlanmak için kendinize sorabileceğiniz küçük bir soru seti hazırladım. Umarım yolunuza ışık tutar.
GÖR
Gerçekte ne oluyor?
Karşımda kim var?
Bu olayın kendine özgü koşulları neler?
DEĞERLENDİR
Neyi değerlendiriyorum?
Değerlendirmem bilgiye mi, değer yargısına mı dayanıyor?
Önyargılarım, çıkarlarım veya alışkanlıklarım kararımı etkiliyor mu?
İnsanın değerini ve olanaklarını hesaba katıyor muyum?
EYLE
Kararım insanın değerini koruyor mu?
Aynı ölçütü herkes için kullanabilir miyim?
Bu eylemin ilkesinin genel bir ilke olmasını ister miyim?
Sanırım dünyayı kurtaracak olan şey, her gün, sıradan anlarda durup kendimize bu soruları sorma cesaretini göstermek. Aldığımız her bir kararla, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi seçiyoruz.
Seçimlerinizin daima "özgür" olması dileğiyle.




Yorumlar