Siber Nezakette 3 İ: İletişim, İmaj ve İtibar

“Konuşana kadar her şey mükemmeldi.” “Ağzını açınca bütün büyü bozuldu.” “Keşke hiç konuşmasaydı.”
Bu cümleler size tanıdık geldi mi?
İlk bakışta bizde olumlu izlenim bırakan kişilerin sosyal ve kültürel düzeyinin beklediğimiz kadar yüksek olmadığını anladığımız o an var ya hani, herhalde hepimiz bu durumu en az bir kez yaşamışızdır.
Yazılı iletişimde de benzer anlar yaşadığımız olur. Tarzı, tavrı, konuşması yerinde birinin yazdığı bir mesajı ya da sosyal medya paylaşımını görünce hayrete düşeriz. Ufak tefek dilbilgisi hatalarından bahsetmiyorum. Bahsettiğim şuna benzer bir cümle:
"bugun ofiste oyle bi yogunluk vardiki inanamazsiniz sanki butun isler bana kalmis yoneticide durmadan mail atiyo su raporu bitirin diyo ama veri yokki nasil bitiricez yanimda ki arkadas elin deki telefonla durmadan bagirarak konusup durdu hic bi seyde diyemedim valla bu sirket te calisilmaz artik git gide dahada kotu oluyo hersey"
Bir de bunun bir adım ötesi var. Örneğin kendisi de üst düzey yönetici olan bir beyefendi, üst düzey yönetici olarak atandığını duyuran bir hanımefendinin gönderisinin altına şöyle bir yorum yazıyor:
"Ağımda deilsiniz fakat sistem profilinizi sürekli önüme cıkarıyor. Belliki kendinizi öne cıkarmak icin algoritmalara para döküyosunuz. Bi genel müdürün kendini bukadar pazarlamaya calışması cok tuhaf,, arkasında baska bi is var. Dikkat ediyorumda son yıllarda bütün kritik pozisyonlara özellkle kadın yöneticiler getiriliyo. Bu doganın kanununa aykırı ve liyakati bitiren bi durum. Erkeklerin önü bilerek kesiliyo adeta 2.sınıf vatandaş yapıldık.. Düzen tamamen bozuldu bu gidişatın sonu kesinlikle büyük felaket..."
Şimdi bir adım daha öteye geçiyoruz. Profilinde "iletişim profesyoneli" olduğunu belirten biri paylaşımına şöyle bir başlık atıyor:
"Bizim camiadan neden bir halt olmaz?"
Bu örneklere benzer örneklerle karşılaştıkça hem çok şaşırıyorum hem de çok üzülüyorum.
Bu ve benzeri cümleleri yazan kişilerin iletişim becerilerinden, imaj yönetiminden, itibar yönetiminden haberleri mi yok? Yoksa olumsuz olanın daha fazla dikkat çektiğini bildiklerinden iyiliği, güzelliği popülerlik için feda mı ediyorlar?
Eğer yanıt "ne pahasına olursa olsun görünürlüğü arttırmak, popüler olmak için gereği neyse yapmak" ise, işin içine mevcut ekonomik model, eğitim sistemi, toplumsal kültür gibi pek çok konu giriyor. Ekonomi, sosyoloji, psikoloji, pedagoji, etik gibi pek çok disiplinle çok boyutlu ele alınabilecek devasa bir konu. Bu nedenle de bu yazının konusu bunu seçenler değil.
Bu yazı, kötü niyetle veya popülerlik hırsıyla değil, salt dijital iletişim dinamiklerini okuyamama ve farkındalık eksikliğinden dolayı kendi itibarına zarar verenlere yarar sağlaması umuduyla kaleme alınıyor.
Dijital Ayak İzimiz ve Siber Nezaketsizlik
Dijital nezaketsizlik, Singapur Ulusal Üniversitesi’nden Vivien K.G. Lim ve Thompson S.H. Teo tarafından literatüre kazandırılmış bir kavram. Siber nezaketsizliği, bilgisayar ortamındaki etkileşimlerde iş yerindeki karşılıklı saygı normlarını ihlal eden iletişimsel davranışlar olarak tanımlıyorlar.
Araştırma sonuçlarına göre failin zarar verme niyeti belirsiz olsa bile, kurbanların siber nezaketsizlik algısı iş performanslarını ve örgütsel bağlılıklarını ciddi şekilde etkiliyor. ABD’deki Quinnipiac Üniversitesi’nden Giumetti ve arkadaşları tarafından aynı konuda yapılan başka bir araştırmada da sonuçlar benzer.
Her iki makalede de değinilen konulardan biri, dijital iletişimde yüz yüze etkileşimdeki gibi sosyal ve bağlamsal ipuçları (ses tonu, beden dili vb.) bulunmadığı için alıcıların mesajı anında netleştirme veya geri bildirim alma şansının olmaması. Bu durum, gönderilen mesajların kaba veya saygısız olarak yorumlanmasını kolaylaştırarak olumsuz sonuçları tetikliyormuş.
Ayrıca, siber ortamda nezaketsizliğe maruz kalan kişilerin yaşadıkları deneyimleri ofis içindeki veya dışındaki diğer insanlara anlatmalarının, bu mesajları yazan kişilerin kurumsal imajlarının ve sosyal itibarlarının dolaylı olarak zedelenmesine yol açabileceği de makalede değinilen konulardan biri.
Kelimelerimiz, Kim Olduğumuzdur
Sesimizin duyulmadığı, mimiklerimizin görülmediği, beden dilimizin okunmadığı bir ortamda imajımızı ve itibarımızı sadece kelimelerimiz yansıtıyor. (Belki bir de birkaç emoji. Ama unutmayalım ki bir gülümseme emojisinin içten mi yoksa sahte mi olduğunu ayırt etmek mümkün değil.)
Bu yüzden dilbilgisi kurallarına çok daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. İşin en temelinde Türkçeyi doğru kullanmak yatıyor, ama elbette iş burada bitmiyor.
Üslubumuz ve kelime seçimlerimiz olumlu bir izlenim bırakmak için çok belirleyici. Sosyal medyada yargılayıcı ve suçlayıcı üslup kullanımı çok yaygın. Böyle olduğunda da yargılanan/suçlanan kişi savunmaya çekildiğinden diyaloğun önü tamamen kapanıyor. Konunun kendisini tartışmak yerine kişisel bir haklılık/haksızlık tartışması büyüyor. Halbuki konu tartışılsa orada bir gelişim, bir büyüme fırsatı olacak. Ancak kişiselleşince büyüyen sadece egolar oluyor.
İnsanız, elbette okuduklarımızın etkisiyle olumsuz duygulara kapılabiliyoruz. Böyle durumlarda kullandığım ve işime yarayan küçük bir teknik var. Beni kızdıran bir paylaşım gördüğümde bir şeyler yazmak istersem hemen durup kendime şu soruyu soruyorum: Yüz yüze olsak ne söylemek isterdim? Bu soru karşımdaki kişiyi sanal bir figür olmaktan çıkarıp, bana da iletişim kurmayı tercih edip etmeme konusunda düşünme fırsatı verdiğinden çok işime yarıyor.
Gönder Butonu Öncesi: 3İ Filtresi
Eğer herhangi bir şey yazmayı tercih edersem, o "Gönder" butonuna basmadan önce yazdıklarımı kendi 3İ filtremden geçiriyorum:
İletişim açısından: Mesajım açık, anlaşılır ve amacına uygun mu? Dilbilgisi ve ifade hataları var mı? Yargılayıcı, suçlayıcı, küçümseyici veya üstten bakan bir üslup kullanıyor muyum?
İmaj açısından: Yazdıklarım kişiliğimle ilgili nasıl bir algı yaratıyor? Üslubum saygılı, kapsayıcı ve özenli mi? Yazdıklarım değerlerimle çelişen veya beni istemediğim bir biçimde temsil eden bir izlenim yaratabilir mi?
İtibar açısından: Paylaştığım bilgiler doğru ve teyit edilebilir mi? Söylediklerim değerlerim ve mesleki kimliğimle tutarlı mı? Bu paylaşımın güvenilirliğim açısından etkisi ne olur?
Yazdığım her şey iletişim biçimimin bir yansıması, imajımın bir parçası ve itibarımın oluşumuna katkıda bulunan dijital bir iz. İçerdiği bilgilerin okuyanlara fayda sağlamasını ve yapıcı bir değer yaratmasını umarak sözlerimi burada sonlandırıyorum.
Alıntı ve Atıf Yapılan Kaynaklar
Giumetti, G. W., Hatfield, A. L., Scisco, J. L., Schroeder, R. M., Muth, E. R., & Kowalski, R. M. (2013). What a rude e-mail! Examining the differential effects of incivility versus support on mood, energy, workload, and performance in an online typing task. Computers in Human Behavior, 29(4), 137-145.
Lim, V. K. G., & Teo, T. S. H. (2009). Mind your e-manners: Impact of cyber incivility on employees’ work attitude and behavior. Information & Management, 46(8), 419-425.




Yorumlar