Dikkat Dikkat! Dijital Orman Sanal Stres Yaratıyor!
- Aslıhan Ünlü Koşar
- 3 Şub
- 2 dakikada okunur

Birkaç yıl önce Evrim Kuran’ın önerisiyle “Sosyal İkilem” belgeselini izleyip çok etkilenmiştim. Sosyal medya uygulamalarının bizleri ekranda daha fazla tutup reklam göstermek istemesi nedeniyle zaaflarımızdan nasıl faydalandığını, bunu yaparken etiği göz önünde bulundurmamasının bireysel ve toplumsal düzeyde verdiği zararların korkunç boyutlarını ortaya koyuyordu.
Bu konu geçen hafta okuduğum Johann Hari’nin “Çalınan Dikkat” kitabında da epey kapsamlı şekilde ele alınıyor. Kitapta yer alan çarpıcı veriler bende konu üzerine düşünsel bir süreci tetikledi.
Hari’nin öne sürdüğü gibi, ben de konunun sadece bireysel çabayla çözülmesinin mümkün olmadığını, buna yol açan sistemlerin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu nasıl başaracağımızı bilmiyorum. Bildiğim, bir konuda yeterince farkındalık oluşmadan eyleme geçmenin de mümkün olmadığı. Bu yazıyı da bu nedenle yazıyorum.
Sosyal medyayı dijital bir orman gibi düşünün. Şimdi bu ormandasınız. Yiyecek bir şeyler arıyorsunuz. Tam bir meyveye doğru yöneldiniz, bir maymun gelip sizi dürtüyor. Maymun parmağıyla size bir yeri gösteriyor. Merak edip maymunun gösterdiği yere gidiyorsunuz. Maymun sizi onayladığını gösteren bir hareket yapıyor. Bu onay çok hoşunuza gidiyor. Birden zihniniz dağılıyor ve ben buraya neden gelmiştim diye düşünmeye başlıyorsunuz. O esnada arkadaki çalılıktan bir hışırtı sesi geliyor. Bir aslan olabilir mi? Başka maymunlar beliriyor ve öfke dolu yüzlerle size bakarak çığlık atmaya başlıyor. Size neden kızdıklarını bilmiyorsunuz, bir taraftan da aslan ihtimali yüzünden endişe içindesiniz. Maymunların çığlıkları öyle rahatsız edici ki önce onları susturmaya karar veriyorsunuz. Yerden taş alıp maymunlara fırlatmaya başlıyorsunuz. Maymunlar da boş durmuyor. Onlar da size taş fırlatmaya başlıyor. Kaçmaktan başka çareniz kalmıyor. Başka bir yere gidiyorsunuz ve yine yiyecek arıyorsunuz. Tam meyveye uzanacakken önünüzden bir tavşan geçiyor. Meyveyi bırakıp tavşanı avlamaya karar veriyorsunuz. Tavşanın peşine düştünüz ama o esnada ilginizi çeken bir çiçeğe rastlıyorsunuz. Çiçeğe hayranlıkla bakarken tavşan gözden kayboluyor. Yiyecek bulmanız gerektiğini hatırlıyorsunuz ve yeniden aramaya başlıyorsunuz. Tam adım atacakken çiçekten bir koku yükseliyor. Çiçekten gelen bu koku başınızı döndürüyor, oturup bu güzel kokunun tadını çıkarmak istiyorsunuz. Derken çalılıklardan yine bir hışırtı sesi yükseliyor. Aslan ihtimali nedeniyle korku ve endişe içinde etrafınıza bakınıyorsunuz. Hava kararmaya başladı. Konaklayacağınız yere ulaşmak için acele etmelisiniz. Etrafınıza bakıyorsunuz ama öyle yorgunsunuz ki kafanızı toplayıp hangi yoldan gideceğinize bir türlü karar veremiyorsunuz. Aç bir mideyle, ormanın bilmediğiniz bir yerinde, tanıdıklarınızdan uzakta tek başına kaldınız.
Amacınız biraz meyve toplamaktı. Nasıl bu hale düşebildiniz?
Çünkü, bu orman tam da bunun için tasarlandı. Dikkatimizi avlamak için.
Bu nedenle;
“Beğeni” toplamanın hazzı ile salgılanan dopaminin gücü meyve toplamanın hazzına baskın geldi.
“Eleştiri” alınca salgılanan kortizol bize kendimizi bir aslan tarafından kovalanıyormuşuz gibi hissettiriyor.
“Sonsuzca kaydırabilme” bizi panik halindeki toplayıcılara dönüştürdü, etrafta bir sürü yiyecek var ama günün sonunda aç kalıyoruz.
“Hız” öylesine çekici ki, derinleşmek için yavaşlayamıyoruz. Faydalı olanı seçemiyoruz.
Sürekli “olumsuz” haberlere maruz kalmak tehdit altında olduğumuz hissiyle birlikte öfke yaratıyor.
Sosyal medyanın yarattığı sanal kabile hissi gerçek bağlar kurmamızı engelliyor.
Tüm bunlar sonucunda öyle yorgun hissediyoruz ki, gerçek ihtiyaçlarımızı gidermek ve gerçek sorunlarımıza çözüm bulmak için enerjimiz kalmıyor.
Bunlar için bireysel olarak atabileceğimiz pek çok adım var. Ancak Hari’ni de dediği gibi “yangın varken pencereleri kapatmak çözüm değil”.
Sorunun büyüklüğünü ne kadar çok kişi fark ederse, teknoloji şirketlerinin gerekli değişiklikleri yapması için yasal düzenlemelerin yapılması konusundaki mücadele de o denli güçlenebilir. Bilgiyi yayalım!
Alıntı ve Atıf Yapılan Kaynaklar
Hari, Johann. Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz ve Bu Duruma Karşı Neler Yapabiliriz? (Çev. Barış Engin Aksoy), Metis Yayınları, 2022.
Orlowski, Jeff (Yönetmen). Sosyal İkilem (The Social Dilemma), Netflix, 2020.




Yorumlar