top of page

Sarmal Takımlar Uzmanlık Körlüğüne Karşı


Tam yeni bir bağlantı kurdum diyorum, bir bakıyorum benden önce o bağlantıyı zaten başkaları kurmuş. Olsun, aklın yolu bir nihayetinde. Sanırım örüntü yakalamak benim doğamda var.

Coccia’nın Bitkilerin Yaşamı kitabında uzmanlaşma konusuna getirdiği eleştiriyi ve disiplinler arası merakın önemini aktardığı bölümü okuduğumda zihnimde bir sürü düşünce belirdi.

Uzmanlaşmanın yarattığı silo etkisi (organizasyonun farklı bölümleri arasındaki iletişim ve ortak hedef eksikliği), sistemik körlük, inovasyonun önünde oluşturduğu engeller, detaya takılıp bütünü gözden kaçırma gibi konular göz ardı edilemez. Bununla birlikte uzmanlaşmanın yarattığı olumlu sonuçların sunduğu olanaklar yarattığı olumsuzlukları katbekat aşar.

Uzmanlaşmanın keskinliğinden faydalanırken bilişsel körlükten kaçınmak için geliştirilen kariyer gelişiminde T modeli ve Pi yaklaşımdan daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim. Ancak Coccia’nın etkisiyle yakın zamanda Süreçsel Dramada Planlama kitabında okuduğum dramaya ilişkin öğrenmeyi ve drama ile öğrenmeyi bir sarmal üzerinden modelleyen yaklaşımı anımsadım.

Pi statik bir model olduğundan, dinamik ve adaptif olan sarmalın modelleme açısından daha uygun olabileceğini düşündüm. Bunun üzerine ufak bir araştırma yaptım. Gerek iş gerekse eğitim alanında sarmaldan esinlenilerek geliştirilen modeller olduğunu keşfettim.

Sarmal modelinin özünde sürekli dönmesi, evrimleşmesi, kendini sürekli yazan dinamik bir süreç olması var.

Peki bu modelden yararlanarak şirket içinde neler yapabiliriz? Organizasyon içindeki kişilerin uzmanlıklarının ve ilgi alanlarının birbirlerinin nöronlarını ateşlemesine imkân verecek ortamları nasıl oluşturabiliriz? Bu yazının konusu, hali hazırda pek çok şirketin yaptığı uygulamalara bir de bu açıdan bakmak.  

Kitap Kulüpleri: Biri 5 yıldır, diğeri de 6 aydır sürmekte olan iki kitap kulübünü yürütüyorum. Geçmiş yıllarda da dönemsel buluşmalar yürüttüm. İlk başlarda katılım konusundaki isteklilik yüksek oluyor. Genelde ilk seçilen kitap okunuyor. Ancak bir sonrakinde okuyanların sayısı düşmeye başlıyor. O nedenle kulübü esnek bir modelde tutmak çok önemli. Ama en önemlisi süreci iyi bir şekilde yapılandırıp katılımcıların somut katkısını deneyimlemelerini sağlamak. Yapılandırma aşamasında katılımcıları eleştirel düşünmeye yöneltecek doğru soruları bulmak ve konuyu kendi işleriyle ilişkilendirmelerini sağlayacak bağlantılar kurmak gerekiyor.  Böylece, sarmallar arasındaki sıçramalar sayesinde yepyeni fikirler doğuyor.

Proje Ekipleri: Çalıştığım şirketlerde hem farklı proje takımlarına dahil oldum hem de birkaç tanesinin liderliğini üstlendim. Farklı departmanlardan ve pozisyonlardan katılımcılar aralarında hiyerarşi olmadan ortak bir konuda (sosyal sorumluluk ya da kültür odağında) birlikte çalıştığında potansiyeli yüksek sarmallar oluşuyor. Herkes birbirinin alan uzmanlığından ya da ilgi alanından faydalanabiliyor. Bütüne dair daha çok şeyi fark etmesi kendi işine olan bakış açısını da genişletme potansiyeli taşıyor. Bu tür ekiplerde en önemli konu sürecin yönetimi. Süreç çok önemli bir müşterinize sunduğunuz kârlı bir proje titizliğinde yönetilmeli. Aksi halde, “olmasa da olur” gizli inancı ve “mış gibi yapalım” tavrıyla zaman ve motivasyon kaybından başka şeye hizmet etmez.

Hobi Kulüpleri: İş hayatına başladığımda aklı bir karış havada 22 yaşında genç bir kadındım. Yöneticim iş hayatında ilerleyebilmem için kurslara katılmamı tavsiye etmişti, sene 2005. İnternetten araştırıp kendime uygun bir kurs buldum ve hemen kayıt yaptırdım. Hevesle yanına gidip kursa yazıldığımı söyledim. Çok sevinip hemen hangi kursa yazıldığımı sordu. “Origami kursu” diye yanıtladığımda yüzünde oluşan hayal kırıklığı ifadesini hiç unutmam. Oysa kurs gelişimime gerçekten çok katkı sağladı. Hobi deyip geçmeyin. Steve Jobs’un kaligrafi sanatına olan ilgisinin Macintosh’un tasarımına etkisi, Giorgio Parisi’nin kuş gözlemi merakının ona Nobel Fizik Ödülü getiren çalışmasına etkisi gibi pek çok örnek var. Mevcut ekonomik ve sosyal şartlarda hobilere gerek nakit gerekse vakit ayırmak çok kolay değil. İş yerlerinde bunlar için ne kadar alan açarsak bir sarmaldan diğer sarmala sıçramaların olmasıyla şanslı keşiflerin yapılmasına ve yaratıcı fikirlerin doğmasına imkân verebilir.

Yaratıcı Drama Atölyeleri: Geçenlerde Emre Başkan’ın Prof. Dr. Türker Kılıç ile yaptığı “İş Dünyasında Yaşamdaş Olabilmek” söyleşisini dinledim. Türker Hocanın sezgisel alan konusunda söylediklerine kulak kesildim. Söyleşi esnasında beynin dille düşünmediğini, sezgisel olanın dile dökemediğimiz yaşam içerisindeki yol buluş olduğunu söyledi. Sonsuz çeşitliliğe sahip yaşam konusunda çok az şeyi dile dökebildiğimizi, geri kalanının sezgisel alan olduğunu paylaştı. Sezgisel merakın gerek bilimde gerekse sanatta, yaşamın içinde anlam yaratmadaki rolüne değindi.  Bunları duyduğumda sarmallar arası sıçramayla Viola Spolin’in Tiyatro için Doğaçlama kitabında yazdıklarını anımsadım. Spolin de kitabın Yaratıcı Deneyim bölümünde, deneyimlemenin, çevremize nüfuz etmenin, çevremizde olan biteni derinlemesine anlamanın çevreyle organik ilişki kurmak olduğunu söylüyor. Sezginin çoğu zaman Tanrı vergisi bir kabiliyet ya da kişinin mistik bir gücü olarak düşünüldüğünü, oysa bunun “kendiliğinden geldiğini” öne sürüyor. Deneyimin sezgisel bölgede gerçekleştiğinde kişinin sınırları belirlenmiş entelektüel düzlemin ötesine geçtiğini ve zekâsını özgür bıraktığını iddia ediyor. Spolin’in uzun yıllar yürüttüğü çalışmalardan geliştirdiği bu içgörüleri çok kıymetli buluyorum. “Şimdi ve burada” ortaya çıkan “kendiliğindenliğin” öneminin yıllar geçtikçe daha çok farkına varılacağına yürekten inanıyorum. Yaratıcı drama atölyeleri katılımcılarına tam da bunun için uygun ortam yaratıp olanaklarını çoğaltmalarına vesile oluyor. Özgür kalan zekâlar atölye esnasında birbirleriyle de kurdukları ağ sayesinde her zaman baktıkları şeyleri farklı gözlerle görmeye başlıyor.  Ancak burada da sürecin doğru yapılandırılması çok önemli. Yaratıcı dramanın eğlenerek öğrenme özelliğine fazla odaklanıp, amacının ne olduğunu bile bilmeden peş peşe bir dizi etkinlik yaptıran bir atölye yürütücüsü size sadece keyifli bir gün geçirtir. Amacı doğru bir şekilde belirlenmiş ve kullanılacak tekniklerle uygulanacak etkinlikleri amaç doğrultusunda seçilerek yapılandırılmış atölyeler ise değer katar.

Şirketinizdeki uzmanlık silolarını yıkmak ve ekiplerinizin birbirinin nöronlarını ateşlediği sarmal yapıları kurmak sadece bir niyetle değil, doğru bir yapılandırmayla mümkün. Kendi sarmalınızı kurgulamak için nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, bir sonraki kitap kulübünüzü veya drama atölyenizi bu gözle yeniden tasarlamak için bizden destek isteyebilirsiniz.

Alıntı ve Atıf Yapılan Kaynaklar:

Coccia, Emanuele. Bitkilerin Yaşamı: Karışım Metafiziği. Türkiye İş Bankası Yayınları

Bowell, Pamela & Heap, Brian S. Süreçsel Dramada Planlama. Pegem Akademi.

Spolin, Viola. Tiyatro İçin Doğaçlama. Alfa Yayınları

Başkan, Emre & Kılıç, Prof. Dr. Türker. "İş Dünyasında Yaşamdaş Olabilmek" Söyleşisi. HBR

 
 
 

Yorumlar


bottom of page